Blog

Çay Çeşitleri Nelerdir?

Çay Çeşitleri Nelerdir?

Çay, suyun ardından dünya genelinde en çok tüketilen içeceklerden biri olarak kabul edilmektedir. Binlerce yıllık bir geçmişe sahip olan bu bitki, farklı coğrafyalarda, farklı işleme yöntemleri ve demleme teknikleriyle çok çeşitli formlarda tüketicinin karşısına çıkmaktadır. Asya kökenli bir bitki olan çay bitkisi, yapraklarının toplanması, kurutulması ve işlenmesi süreçlerindeki farklılıklar sayesinde siyah, yeşil, beyaz gibi ana kategorilere ayrılır. Bu çeşitlilik hem damak tadına hem de kullanım amacına göre tüketicilere geniş bir yelpaze sunmaktadır. Çay kültürü, sadece bir içecek tüketimi olmanın ötesinde, toplumların sosyal yapılarında, misafir ağırlama ritüellerinde ve günlük yaşam alışkanlıklarında önemli bir yer tutmaktadır. Çayın yolculuğu, tarladan fincana ulaşana kadar geçen sürede uygulanan işlemlerle şekillenmektedir. Yaprakların fermente edilmesi, kurutulması veya soldurulması gibi teknik detaylar, çayın rengini, aromasını ve içerdiği bileşenleri doğrudan etkilemektedir. Tüketiciler için doğru çay seçimini yapabilmek, bu çeşitlerin temel özelliklerini ve farklarını bilmekten geçmektedir. Bu rehberde, dünyadaki temel çay çeşitleri, bitki çayları, demleme yöntemleri ve saklama koşulları gibi konular detaylı bir şekilde ele alınmaktadır.

Çayın Tarihçesi ve Yayılımı

Çayın kökeni hakkında çeşitli anlatılar bulunmakla birlikte, ana vatanının Çin ve çevresi olduğu bilinmektedir. Tarihsel kayıtlar, çayın ilk olarak ilaç niyetine kullanıldığını, zamanla bir keyif içeceğine dönüştüğünü göstermektedir. Çin'den Japonya'ya, oradan da İpek Yolu ve deniz ticareti aracılığıyla Avrupa'ya ve tüm dünyaya yayılan çay, her gittiği coğrafyada yerel kültürle harmanlanmıştır. Avrupa'da özellikle İngiltere'de popülerlik kazanmasıyla birlikte, çay ticareti küresel bir boyut kazanmış ve sömürgecilik döneminin önemli ticari ürünlerinden biri haline gelmiştir. Türkiye'de çay tarımı ve kültürünün oluşumu ise daha yakın bir tarihe dayanmaktadır. Cumhuriyet döneminde yapılan çalışmalarla Doğu Karadeniz bölgesinin çay yetiştiriciliğine uygun olduğu tespit edilmiş ve bölge, dünyanın önemli çay üretim merkezlerinden biri haline gelmiştir. Günümüzde Türkiye, kişi başı çay tüketiminde dünya sıralamasında en üst basamaklarda yer almaktadır. Bu durum çayın sadece bir tarım ürünü değil, aynı zamanda sosyal hayatın vazgeçilmez bir parçası olduğunu göstermektedir.

Dünyadaki Çay Çeşitleri

Dünya genelinde tüketilen gerçek çayların tamamı aynı bitki ailesinden gelmektedir. Ancak hasat zamanı, yaprakların işlenme şekli ve maruz kaldıkları oksidasyon seviyesi, çayın sınıflandırılmasını sağlamaktadır. Aşağıda temel çay çeşitleri ve özellikleri detaylandırılmıştır:

Siyah Çay: Dünya genelinde ve özellikle Türkiye'de en yaygın tüketilen çay türüdür. Siyah çay, üretim sürecinde tam oksidasyona uğrayan çay yapraklarından elde edilir. Toplanan yapraklar soldurulur, kıvrılır ve uzun süre oksijenle temas ettirilerek fermente edilir. Bu süreç yaprakların renginin yeşilden siyaha dönmesine ve aromasının daha yoğun, gövdesinin daha güçlü olmasına neden olur. Demlendiğinde koyu kırmızı veya maun rengini alan siyah çay, diğer çay türlerine kıyasla daha yüksek kafein oranına sahip olmasıyla bilinir. Yüksek sıcaklıkta demlenmeye dayanıklı olan bu tür, genellikle şeker veya süt ilavesiyle de tüketime uygundur. Raf ömrünün uzun olması ve aromasını uzun süre koruyabilmesi, ticari olarak en çok tercih edilen tür olmasını sağlamıştır.

Yeşil Çay: Yeşil çay, siyah çayın aksine oksidasyon işlemine tabi tutulmadan üretilen bir çay çeşididir. Yapraklar toplandıktan hemen sonra yüksek ısıya (buhar veya kavurma yöntemiyle) maruz bırakılarak oksidasyon süreci durdurulur. Bu işlem, yaprakların doğal yeşil rengini ve taze bitki aromasını korumasını sağlar. Yeşil çay, daha otsu, taze ve hafif bir tada sahiptir. İçeriğindeki antioksidan maddeler, işlem görmediği için siyah çaya oranla daha yüksek seviyede korunur. Demleme sırasında kaynar su yerine, biraz daha düşük sıcaklıktaki suyun kullanılması önerilir; zira çok sıcak su, yaprakların yanmasına ve tadın acılaşmasına neden olabilir.

Beyaz Çay: Çay bitkisinin henüz tam açılmamış, üzeri beyaz tüylerle kaplı genç tomurcuklarından elde edilen, en az işlem görmüş çay türüdür. Toplanan tomurcuklar, herhangi bir kıvırma veya oksidasyon işlemine tabi tutulmadan, doğal ortamda veya kontrollü bir şekilde soldurulup kurutulur. Bu minimal işleme yöntemi, çayın çok hafif, narin ve yumuşak bir aromaya sahip olmasını sağlar. Rengi çok açık sarı veya şeffafa yakındır. Üretiminin zahmetli olması ve sadece yılın belirli dönemlerinde, sınırlı miktarda hasat edilebilmesi nedeniyle genellikle diğer çay türlerinden daha yüksek fiyatlarla piyasaya sunulmaktadır. Tadının hafifliği nedeniyle, damağı yormayan ve ferahlatıcı bir seçenek olarak değerlendirilir.

Oolong Çayı: Siyah çay ile yeşil çay arasında bir yerde konumlanan, yarı fermente edilmiş bir çay türüdür. Oolong çayının oksidasyon seviyesi, üreticinin tercihine göre değişiklik gösterebilir; bu da tadının yeşil çaya daha yakın veya siyah çaya daha yakın olmasına yol açar. Yapraklar, kısmi fermantasyonun ardından ısıtılarak süreç durdurulur. Bu yöntem Oolong çayına karmaşık bir aroma profili kazandırır; çiçeksi, meyvemsi ve bazen de odunsu notalar barındırabilir. Genellikle yaprakları büyük toplar veya bükülmüş şeritler halinde sunulur. Tekrar tekrar demlenmeye uygun yapısıyla bilinir ve her demlemede farklı aroma katmanlarının ortaya çıktığı gözlemlenir.

Pu-erh Çayı: Çin'in Yunnan bölgesine özgü olan bu çay, fermantasyon sürecinin ardından uzun süreli bir yaşlandırma işlemine tabi tutulur. Diğer çayların aksine, Pu-erh çayı zamanla olgunlaşan ve yıllandıkça değeri artabilen bir yapıya sahiptir. Genellikle sıkıştırılmış kalıplar (disk, tuğla veya mantar şeklinde) halinde satılır. Toprak kokusunu andıran, çok güçlü ve karakteristik bir tada sahiptir. Mikrobiyal fermantasyon süreci sayesinde sindirim sistemi üzerinde olumlu etkileri olduğu düşünülmektedir. Koyu renkli demi ve yoğun aromasıyla, kahve tüketicilerinin de ilgisini çeken bir alternatif oluşturmaktadır.

Sarı Çay: Üretim süreci yeşil çaya benzeyen ancak ek bir sarartma aşaması içeren nadir bir çay türüdür. Yeşil çay gibi okside edilmez, ancak kurutma aşamasında yapraklar nemli bir bez altında bekletilerek hafifçe buharlanır ve sararmaları sağlanır. Bu işlem, yeşil çaydaki otsu tadı yumuşatarak daha tatlı ve yumuşak bir içim profili oluşturur. Üretimi oldukça ustalık gerektirdiği için dünya pazarında daha az bulunur. Rengi sarımsı ve parlaktır; tadı ise yeşil ile beyaz çay arasında dengeli bir noktada durur.

Bitki ve Meyve Çayları

Tüketiciler arasında yaygın olarak çay olarak adlandırılsa da bitki ve meyve çayları teknik olarak çay bitkisi içermeyen demlemelerdir. Bu içecekler kurutulmuş meyveler, çiçekler, baharatlar, otlar veya köklerin sıcak suda demlenmesiyle elde edilir. Kafein içermemeleri, bu grubu kafein hassasiyeti olanlar veya günün geç saatlerinde sıcak bir içecek tüketmek isteyenler için uygun bir seçenek haline getirir. Ihlamur, adaçayı, papatya, nane-limon, kuşburnu ve rezene gibi bitkiler, bu kategorinin en bilinen örnekleridir. Her bitkinin kendine has bir aroması ve etken maddesi bulunur. Meyve çayları ise genellikle kurutulmuş elma, portakal kabuğu, böğürtlen gibi meyve parçacıklarının hibiskus gibi renk verici bitkilerle harmanlanmasıyla oluşturulur. Bu çayların demlenme süreleri genellikle gerçek çaylara göre daha uzundur; çünkü kurutulmuş meyve ve köklerin aromalarını suya bırakması daha fazla zaman alır.

Çayın Saklama Koşulları

Çayın tazeliğini ve aromasını koruyabilmesi için saklama koşullarına dikkat edilmesi gerekmektedir. Çay; nem, ışık, yüksek ısı ve güçlü kokulardan kolayca etkilenen hassas bir gıdadır. Bu nedenle, çayın mutfakta, baharatların veya deterjanların yanına konulmaması önerilir. Çay yaprakları, ortamdaki diğer kokuları hızla içine çekme eğilimindedir. Çayın hava almayan, koyu renkli cam kavanozlarda veya teneke kutularda saklanması idealdir. Şeffaf kavanozlar kullanılacaksa, bu kavanozların doğrudan güneş ışığı almayan, serin ve kuru bir dolap içinde muhafaza edilmesi gerekir. Nem, çayın küflenmesine veya bayatlamasına neden olan en büyük faktörlerden biridir; bu sebeple çay paketinin ağzının her kullanımdan sonra sıkıca kapatılması büyük önem taşır. Doğru saklama koşullarında siyah çay 18-24 ay boyunca tazeliğini koruyabilirken, yeşil ve beyaz çayların daha kısa sürede tüketilmesi tavsiye edilir.

Doğru Çay Seçimi İçin Öneriler

Tüketicilerin çay seçimi yaparken damak tatlarını ve kullanım amaçlarını göz önünde bulundurmaları gerekir. Eğer yoğun, sert ve uyarıcı bir içecek aranıyorsa siyah çay veya Pu-erh çayı uygun seçenekler olabilir. Daha hafif, taze ve çimensi tatlardan hoşlananlar için yeşil veya beyaz çaylar idealdir. Farklı aromalar denemek isteyenler için ise yaseminli, bergamotlu veya meyve parçacıklı harmanlar geniş seçenekler sunar. Kaliteli bir çay yaprağı, genellikle bütünlüğünü korumuş, toz haline gelmemiş ve kendi rengini canlı bir şekilde yansıtan yapıdadır. Dökme çaylar, poşet çaylara göre genellikle daha iri yapraklı olduğundan, daha geniş bir aroma profili sunma eğilimindedir. Ancak pratiklik açısından poşet çaylar da sıklıkla tercih edilmektedir. En iyi çay, kişinin damak zevkine en çok hitap eden ve doğru teknikle demlenen çaydır.

İncele

Seylan Çayı Nedir? Seylan Çayı Çeşitleri Nelerdir?

Seylan Çayı

Seylan çayı, dünya çapında en çok bilinen ve tercih edilen çay türlerinden biridir. Adını, üretildiği bölgenin eski isminden alır. Günümüzde Sri Lanka olarak bilinen bu ada ülkesi, coğrafi konumu ve iklimsel özellikleri sayesinde, çay tarımı için ideal bir ortama sahiptir. Seylan çayı denildiğinde, genellikle kendine has, parlak bir deme ve canlı bir tada sahip olan yüksek kaliteli siyah çaylar akla gelir. Ancak bu bölge, siyah çayın yanı sıra yeşil, beyaz ve diğer özel çay türlerini de üretmektedir. Bu çayın uluslararası alandaki güçlü itibarı, sadece lezzetinden değil, aynı zamanda belirli kalite standartlarına ve üretim geleneklerine bağlılığından da kaynaklanmaktadır.

Seylan Çayını Diğer Çaylardan Ayıran Özellikler

Seylan çayını diğer çaylardan ayıran en temel özellik, genellikle sahip olduğu parlak, canlı ve net lezzet profili olarak tanımlanır. Özellikle yüksek rakımlı bölgelerde yetişen Seylan siyah çayları, dem rengi olarak parlak bakır veya kızıla yakın bir ton sergiler. Tadımda ise, genellikle belirgin bir gevrek his bırakır. Diğer bölgelerin çayları (örneğin bazı Hint çayları) daha maltlı veya bazı Çin çayları daha topraksı notalara sahipken, Seylan çayı genellikle daha taze, bazen hafif narenciye veya çiçeksi alt tonlara sahip bir karaktere sahiptir.

Bu karakteristik özellikler, adanın coğrafi yapısından doğrudan etkilenir. Düşük rakımlı bölgelerde yetişen çaylar, daha koyu bir dem ve daha güçlü, yoğun bir tat profili sunar. Bu çaylar genellikle sütlü çay karışımları için tercih edilir. Orta rakımlı bahçeler, daha dengeli ve dolgun gövdeli çaylar üretir. En yüksek rakımlı bölgelerden gelen çaylar ise en hafif, en narin ve en aromatik olanlarıdır. Bu çeşitlilik, Seylan çayının farklı damak tatlarına hitap etmesini sağlar.

Seylan Çayı Çeşitleri ve Sınıflandırmaları

Seylan çayı denildiğinde akla ilk olarak siyah çay gelse de Sri Lanka farklı işleme teknikleri kullanarak çeşitli çay türleri üretir. Tüm bu çaylar (siyah, yeşil, beyaz) botanik olarak aynı bitkiden, yani Camellia sinensis bitkisinin yapraklarından elde edilir. Aralarındaki temel fark, yaprakların toplandıktan sonra ne kadar oksidasyona maruz bırakıldığıdır.

En yaygın seylan çayı çeşitleri şunlardır:

  • Seylan Siyah Çayı: En yaygın üretilen ve tüketilen türdür. Yapraklar toplandıktan sonra solmaya bırakılır, kıvrılır ve ardından tam oksidasyona uğramaları için bekletilir. Bu işlem yapraklara koyu rengini ve karakteristik güçlü tadını verir.
  • Seylan Yeşil Çayı: Oksidasyon sürecinin engellendiği türdür. Yapraklar toplandıktan hemen sonra buhar veya tavada ısıtılarak enzimlerin çalışması durdurulur. Bu sayede yapraklar yeşil rengini ve daha taze, bitkisel aromalarını korur. Seylan yeşil çayı, diğer yeşil çaylara göre genellikle daha dolgun bir gövdeye sahiptir.
  • Seylan Beyaz Çayı: Bu çay, bitkinin sadece en genç, açmamış tomurcuklarından üretilir. Çok az işleme tabi tutulur; sadece toplanır ve dikkatlice kurutulur. En az işlenen çay türüdür. Sonuç olarak, çok hafif bir dem rengi ve son derece narin, tatlımsı bir lezzet profili sunar. Üretimi çok zahmetli olduğu için en nadir ve pahalı Seylan çayı türüdür.

Seylan Siyah Çayının Karakteristik Yapısı

Seylan siyah çayı, adanın çay üretiminin bel kemiğini oluşturur. Ancak tüm Seylan siyah çayları aynı değildir. Lezzet, büyük ölçüde çayın adanın hangi bölgesinde ve hangi yükseklikte yetiştirildiğine bağlıdır. Bu sınıflandırma, çayın karakterini anlamak için kritik öneme sahiptir.

Düşük Rakım: Deniz seviyesinden yaklaşık 600 metre yüksekliğe kadar olan bölgeler bu kategoriye girer. Buradaki sıcak ve nemli iklim, çay bitkisinin hızla büyümesini sağlar. Bu bölgenin çayları, çok koyu, siyaha yakın yapraklara sahiptir. Demlendiğinde, güçlü, dolgun gövdeli ve zengin bir lezzet sunar. Dem rengi koyu kırmızı-kahverengidir. Bu çaylar, güçlü tatları nedeniyle özellikle süt veya şeker eklenerek tüketilen karışımlar için idealdir.

Orta Rakım: Yaklaşık 600 ila 1200 metre arasındaki bölgeler orta rakım olarak kabul edilir. Bu çaylar, düşük ve yüksek rakım çayları arasında bir denge sunar. Güçlü bir tada sahiptirler ancak düşük rakım çayları kadar yoğun değildirler. Daha parlak bir dem rengi ve zengin, aromatik bir lezzet profili sergilerler.

Yüksek Rakım: 1200 metrenin üzerindeki serin ve sisli bölgeler yüksek rakım çaylarının evidir. Soğuk hava, çay bitkisinin daha yavaş büyümesine neden olur. Bu yavaş büyüme, yapraklarda daha karmaşık ve narin aromaların yoğunlaşmasını sağlar. Yüksek rakım Seylan çayları, en açık dem rengine (parlak altın-bakır) ve en hafif gövdeye sahiptir. Tatları canlı, gevrek ve genellikle çiçeksi veya narenciye notalarıyla doludur. Bu çaylar, lezzetlerinin tam olarak anlaşılabilmesi için genellikle sade tüketilir.

Seylan Yeşil Çayı ve Üretim Farklılıkları

Seylan yeşil çayı, siyah çay kadar yaygın olmasa da Sri Lanka'nın çay portföyünde önemli bir yere sahiptir. Üretim süreci, siyah çaydan temel bir noktada ayrılır: oksidasyonun önlenmesi. Yapraklar toplandıktan sonra, siyah çayda olduğu gibi solmaya ve okside olmaya bırakılmaz. Bunun yerine, yapraklardaki oksidasyonu tetikleyecek enzimleri etkisiz hale getirmek için hızla yüksek ısıya maruz bırakılırlar. Sri Lanka'da bu işlem için genellikle iki farklı yöntem kullanılır. Bazı üreticiler, Çin metoduna benzer şekilde yaprakları büyük tavalarda çevirerek ısıtır. Bu yöntem çaya hafif kavrulmuş, bazen de fındıksı notalar katar. Diğer üreticiler ise Japon metoduna benzer şekilde buharlama yöntemini kullanır; bu da çaya daha parlak yeşil bir renk ve daha taze, bitkisel bir tat verir.

 

Beyaz Seylan Çayı

Beyaz Seylan çayı, Sri Lanka'nın ürettiği en özel ve nadir çay türüdür. Üretimindeki hassasiyet ve kullanılan hammadde nedeniyle oldukça değerlidir. Beyaz çay, çay bitkisinin sadece en genç, henüz açmamış, üzeri gümüşi tüylerle kaplı tepe tomurcuklarından elde edilir. Bu tomurcuklar, genellikle günün çok erken saatlerinde, güneşin tomurcukları açmasına fırsat vermeden, elle tek tek toplanır. Toplama işlemi son derece yetenekli işçiler tarafından büyük bir dikkatle yapılır. Toplandıktan sonra yapraklara neredeyse hiç müdahale edilmez. Kıvırma, ezme veya ısıtma işlemleri uygulanmaz. Tomurcuklar, oksidasyonu önlemek için gölgede veya çok düşük sıcaklıkta dikkatlice solmaya bırakılır ve doğal olarak kurutulur. Bu minimal işleme süreci, çayın en doğal halini korumasını sağlar. Demlendiğinde, beyaz Seylan çayı çok soluk, şampanya rengine yakın bir dem verir. Lezzeti son derece narin, hafif ve tatlımsıdır; genellikle bal, şeftali veya çiçeksi notalara sahiptir. Kafein oranı genellikle siyah veya yeşil çaydan daha düşüktür ve acı tat veren tanenler daha azdır. Bu narin yapısı nedeniyle, demlenirken çok dikkatli olunması gerekir.

İdeal Seylan Çayı Demleme Yöntemleri

Seylan çayından en iyi lezzeti alabilmek için demleme sürecindeki temel değişkenlere dikkat etmek gerekir. Bu değişkenler; su kalitesi, su sıcaklığı, demleme süresi ve çay miktarıdır. Yanlış demleme teknikleri, en kaliteli çayın bile tadını bozabilir, özellikle acı veya yavan bir sonuç verebilir.

Su Kalitesi: Çayın yaklaşık %99'u sudur, bu nedenle kullanılan suyun kalitesi lezzeti doğrudan etkiler. Mümkünse, taze, soğuk ve filtrelenmiş su kullanılması tavsiye edilir. Musluk suyundaki yüksek klor veya mineral seviyeleri, çayın narin aromalarını maskeleyebilir.

Çay Miktarı: Genel bir kural olarak, her 200-250 ml (bir fincan) su için yaklaşık 2-3 gram (bir tatlı kaşığı) dökme çay yaprağı kullanılması önerilir. Ancak bu oran, çayın türüne ve kişisel damak tadına göre ayarlanabilir.

Su Sıcaklığı ve Demleme Süresi: Bu iki faktör birbiriyle ilişkilidir ve çayın türüne göre ciddi farklılıklar gösterir. Çayı yakma veya fazla demleme yapraklardan istenmeyen acı tanenlerin salınmasına neden olur.

Siyah Seylan Çayı Nasıl Demlenir?

Siyah Seylan çayı, yapısı gereği yüksek sıcaklıklara daha dayanıklıdır. İdeal bir demleme için aşağıdaki adımlar izlenebilir:

  1. Suyu Hazırlama: Su, tam olarak kaynama noktasına (100°C) veya hemen altına (yaklaşık 95°C) getirilmelidir. Taze kaynamış su, sudaki oksijenin korunmasını sağlar, bu da lezzet salınımı için önemlidir.
  2. Ön Isıtma: Demlik veya fincan, sıcak su ile çalkalanarak ısıtılmalıdır. Bu, demleme sırasında suyun sıcaklığının hızla düşmesini engeller.
  3. Çayı Ekleme: Ölçülen miktardaki kuru siyah çay yaprakları ısıtılmış demliğe konur.
  4. Demleme: Sıcak su, yaprakların üzerine dökülür. Siyah Seylan çayı için önerilen demleme süresi genellikle 3 ila 5 dakika arasındadır.
    • 3 dakika: Daha hafif, daha aromatik bir dem.
    • 5 dakika: Daha güçlü, daha gövdeli ve tanenli bir dem.
  5. Süzme: Demleme süresi dolduğunda, yaprakların daha fazla demlenmesini ve acılaşmasını önlemek için çay hemen süzülmeli veya yapraklar sudan çıkarılmalıdır.

Siyah Seylan çayı, gücüne ve yetiştirildiği rakıma bağlı olarak sade, bir dilim limonla veya az miktarda sütle tüketilebilir.

Yeşil ve Beyaz Seylan Çayı Demlerken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Yeşil ve beyaz çaylar, siyah çaya göre çok daha hassastır. Bu çaylar için kaynar su kullanmak, narin yaprakları haşlayacak ve ortaya acı, otu andıran bir tat çıkaracaktır.

Yeşil Seylan Çayı:

  • Su Sıcaklığı: İdeal su sıcaklığı kaynama noktasının çok altında olmalıdır; genellikle 75°C ila 85°C arası tavsiye edilir. Suyu kaynatıp yaklaşık 3-4 dakika bekleterek bu sıcaklığa ulaştırmak mümkündür.
  • Demleme Süresi: Çok daha kısadır. Genellikle 1 ila 3 dakika yeterlidir. Daha uzun süre demlemek, çayın hızla acılaşmasına neden olur.

Beyaz Seylan Çayı (Gümüş İpuçları):

  • Su Sıcaklığı: En hassas çay türüdür. Su sıcaklığı 70°C ila 80°C arasında olmalıdır. Kaynar su, bu narin tomurcukların yapısını tamamen bozar.
  • Demleme Süresi: Yeşil çaya benzer şekilde, 2 ila 3 dakika genellikle yeterlidir. Ancak bazı yüksek kaliteli beyaz çaylar, lezzetlerini yavaş bıraktıkları için 5 dakikaya kadar demlenebilir (ancak düşük sıcaklıkta).

Bu narin çaylar, lezzet profillerinin tam olarak anlaşılabilmesi için mutlaka sade (şeker, süt veya limon olmadan) tüketilmelidir.

İncele